|
Cinsel Taciz Nedir?
Kadını
utandıracak, küçük düşürecek her türlü söz,
davranış, cinsel içerikli talep, dokunma, hepsi
cinsel taciz olabilir. Örneğin işyerinde
duvarlara çıplak kadın fotoğraflarının asılması,
kadının dekoltesi ile ilgili imalarda bulunmak,
bedenine kadının isteği dışında dokunmak,
kadınları sürekli aşağılayan açık saçık fıkralar
anlatmak, cinsel içerikli konuşmalar yapmak,
telefonla veya mektupla sürekli rahatsız etmek
gibi. Bu listeyi daha da uzatmak
mümkün.
Türk Hukukunda cinsel taciz nasıl
tanımlanıyor?
Türk Hukuku'nda
"cinsel taciz" diye bir kavram yok. En azından
bu biçimde ifade edilmiyor. TCK'nın 421.
maddesi, "Kadınlara ve genç erkeklere söz
atanlar, üç aydan bir seneye ve sarkıntılık
edenler altı aydan iki seneye kadar hapsolunur"
diyor. Yargıtay da cinsel tacizi henüz sözlüğüne
almamış. Sarkıntılığı "belirli bir kimseye karşı
işlenen ve o kişinin edep ve iffetine dokunan
ani ve hareketler yönünden kesiklik gösteren
edepsizce davranışlar" olarak tanımlıyor.
Peki mesajla
taciz olur mu?
Cinsel taciz ya da
Kadirizm literatürüne göre "motive" etmek! Türk
Ceza Kanunu "cinsel taciz" kavramını yukarıda
anlattığımız gibi değerlendiriyor bu nedenle
sadece sarkıntılıkla ilgili bir maddesi olan
TCK'mızın "cep telefonundan geçilen mesajlarla
taciz"i nasıl ele alacağı da böylece daha meçhul
hale geliyor. Her zaman olduğu gibi kanundaki
açıklar suçu belirsiz hale getiriyor hatta suç
olmaktan çıkartabiliyor. Sözle taciz edersen suç
ama bunu cep telefonuna mesaj ya da e-mail
göndererek yaparsan suç değil gibi komik bir
durum ortaya çıkıyor.
Bu konuda çeşitli görüşler
düşünceler:
Tiyatro Sanatçısı Yılmaz ERDOĞAN:
"Ben arkadaşımdan makas alırken
bu taciz diye düşünmem. Bir kadın ya da erkek
bunu bir şekilde belli eder, amacını iki taraf
da hisseder. Dekolte ve mini etek tacize
davetiye çıkarır mı? Olur mu canım öyle şey!
Hala böyle düşünen insanların varlığı bile
ürkütücü. İnsanlar çıplak dolaşsa bile tacize
davetiye olmaz. Ben hiçbir kadın tarafından
tacize uğradığımı hatırlamıyorum. Yoksa basın
toplantısı yapardım. Kimse beni motive etmedi
yani. Ben de kimseyi motive etmedim. Etmekle de
suçlanmadım."
Yazar Fatih ALTAYLI:
"Bir iş arkadaşının yanağından
makas alırken, bunun taciz olabileceğini
düşünürüm. Ama eğer birbirimizi iyi tanıyor,
yıllardır birlikte çalışıyorsak ve bu anlamda
bir gönderme olmayacağı konusunda bir kuşku
yoksa, makas da alırsınız, omuzunu da
tutarsınız. Mini etek ve dekolte neden tacize
davetiye olsun. Erkekler adalelerini,
popolarını, cinsel organlarını, göğüs kıllarını
iyice gösterecek şekilde giyseler, onların
tacize uğramasını gerektirir mi bu? Kimi
insanlar gündüz yüzüne söyleyemediği şeyi, gece
evinde telefonla yapıyor. Çünkü belki yüzüne
söylese bir tokat yiyecek. Ben taciz etmekle hiç
suçlanmadım. Taciz olduğundan şüphelendiğim
zamanlar olmuştur."
Psikiyatrist Haydar DÜMEN:
"Erkek seni beğeniyorum,
seviyorum diyebilir. Bir mesajdır bu, çağrıdır.
Estetik boyutlarda bir-iki kez yapılabilir. Ama
karşı taraf, beni arama, dediği andan itibaren
tacize girer. Kişi vardır, hayatta kimsenin
omuzuna dokunmaz, kimi de görür görmez dokunur,
avucunda tutar elini. Herşeyi taciz diye
algılamayalım. O zaman sosyal ilişkiler allak
bullak olur. Bunun en ilerisi insanları çarşafa
sokmaya götürür. Bir de kadınlarda bu tür bir
paranoya oluşturabilir. Ben tacize uğradım mı?
Ben psikiyatrım, hastalar arasında her türlüsü
olur. Ama ben taciz yaşını geçtim. RIZA DIŞI
MOTİVASYONA HAYIR!
Avukat Kezban HATEMİ:
"Yanaktan makas tacizdir. Genel
olarak zararsız veya nezaket icabı iltifat
sayılan sözler dahi, gereksiz yere
tekrarlanıyorsa veya iç çekme gibi çeşitli
gereksiz tezahürlerle süsleniyorsa taciz
sayılır. Dokunma tarzındaki davranışlar ise
karşı tarafın rızası olmadıkça mutlaka taciz
sayılmalıdır. (Öpme, Hülya Avşar'ın Ricky
Martin'e ve Yeltsin'in sekreterine yaptığı gibi
el atmalar vs...) Evet Türkiye'de makas alma
arada bir akrabalık bağı olmadıkça cinsel tacize
girer. Kısa etekli ya da dekolte bluzlü olmak
şöyle dursun, çırılçıplak olmak dahi cinsel
tacizi meşru kılmaz. Türkiye'de eskiden
"harfendazlık" denen söz atmaya gelince buna
maruz kalmamış kadın da belki hiç yoktur."
Gazeteci Nurcan
AKAD:
"Arkadaş grubunuz dışında
kalanların "her türlü" söz veya davranışla
aşırıya gitmesini ben, "kendini bilmezlik" ve
"taciz" olarak nitelerim. Ancak dekolte ve mini
etek asla tacize mazeret olamaz. Ancak, maalesef
erkekler bunu böyle algılıyor. Bir kadın biraz
frapan, biraz dekolte giyinmişse mutlaka
"aranıyordur"! Açıkca söylemeyenler bile en
azından içlerinden bunu geçiriyor. Ama sadece
kadınların değil, erkeklerin de işyerinde daha
"derli toplu", özenli bir görüntü içinde
olmasını savunuyorum doğrusu. Sadece bir kadın
yönetici olarak değil, bir kadın olarak bugüne
kadar bir erkeği taciz etmedim. Başınıza
gelmesinden hoşlanmadığınız bir şeyi başkalarına
yapamazsınız."
Yazar Duygu ASENA:
"Kadın iltifatı, arkadaşlarının
dokunmasını sever ama karşıdaki daha güçlüyse,
gücünü kullanıyorsa tacizdir, gözünü dikip
bakması bile. Ne kısa etek, ne dekolte, hiçbir
şey tacize uğramayı haketmek anlamına gelmez.
Erkeklerin ve bazı kadınların bunları öne
sürmesi erkeklere yapılmış hakaret sayılır
aslında; yani demek ki erkek o kadar hayvanca
içgüdülerine göre davranıyor ki, en ufak bir
açık yer gördüğünde saldırıyor! Taciz, her
kadının başına gelmiştir. Sokakta, işyerinde,
tabii ki rahatsız edildim. Ama hepsinin
karşılığını verdim; ne bileyim kimine vurdum,
kiminin boğazına sarıldım."
Gazeteci Gülten EVREN:
"Böyle bir taciz olayı yaşamadım,
yaşamak da istemem. Birlikte çalışıyorsak, ben
engel olmuyorsam tacize girmez. Hanımlar vardır
ki uzaktan ilgi çekmeyi severler, dekolte
giyinirler. Neticede karşı cinsi motive ederler.
Ama bu dekolte giymemeyi savunmak değil, doğru
yerde doğru giyinmekten sözediyorum. Benim de
başıma geldi tabii. Bir telefon sapığım vardı.
Birgün tam arabama binecekken, elinde çiçekle "o
bendim" diye karşıma çıktı. Saldırdı. Güvenlik
müdahale
etti."
|